ankarada aşk başkadır

Sitenizi arkadaşlarımın tavsiyesiyle inceleme şansına sahip oldum. Çoğunun ufuksuz, sıradan ve duygudan yoksun, gerçekleşmemiş ve ucuz düş ürünü hikayelerden oluştuğunu belirtmeliyim… Ancak arada bazılarının incelenmeye değer olduğunu söyleyebilirim.Uzun zamandır yazıp yazmama arasında tereddütte kaldım. Aynı boyutta hisseden insanların da olabileceğini düşünüp, anımı paylaşmaya karar verdim. Duygusuz, ruhsuz bir seks, vitrinde sergilenen bir et parçasıyla beraber olmaktan öteye gidemiyor… Hepimiz yaşadığımız süre boyunca, şöyle yada böyle diye tabir edilebilecek birliktelikler yaşıyoruz. Ama içerisinde dizginlerinden koparılmış bir aşk varsa, beyninizin tüm hücrelerinde doyumu hissedebiliyorsunuz. Aşksız doyum sabun köpüğünden öteye gidemiyor. Gelelim yaşadığım anıya1998 yılından başlayıp bugüne kadar uzanan anılar silsilesini kapsıyor aslında. Halen sürdürmekte olduğum mesleğimin Stajyerlik evresini tamamlamış ve meslek sınavlarına girmek için, kırk günlük sınava hazırlık kurslarına kayıt yaptırmıştım. Kışın bütün soğukluğunu iyiden iyiye hissettirdiği Kasım ayıydı. Cuma günü 7,5 saatlik bir yolculuktan sonra Mersinden Ankaraya gittim. Ankara daha da bir soğuktu. Kalın giysilerimle bir penguen den farksızdım. Çok kasvetli ve fazla gri bulmuştum Ankarayı. Planıma göre cuma akşamı Ankarada olacaktım ve Kızılayda bir otele yerleştikten sonra biraz gezip dolaşacaktım. Eşyalarımı yüklendiğim gibi yola koyulup kalacağım bir otel aramaya başladım. Kızılay bembeyaz kar altındaydı, kaldırımlar yer yer buzlanmıştı. Düşmemek için zor duruyordum ayakta. Nihayet güzel bir otel bulmuştum. Kayıt yaptırdıktan sonra odama çıkıp güzel bir duş aldım, üstümü değiştirdiğim gibi kendimi dışarıya attım. Soğuğa rağmen her yer çok kalabalık ve ışıl ışıldı!. Yollarda birbirlerine kartopu atanlar, birbirlerini Güven parkta karların içine yatırıp şakalaşanlarla Ankara sanki kasvetini üstünden atmaya çalışıyor, gülümsüyordu. Tatlı bir huzur kaplamıştı içimi, kente ısınmaya başlamıştım. Bu sıcaklık karnımı acıktırmıştı. Büfeden ekmek arası döner ve yanına da ayran almıştım ki değmeyin keyfime… Açlığımı yatıştırdıktan sonra oturup bir-iki kadeh içebileceğim bir yer aramaya başladım. Sakarya caddesinde bir bara oturup havanın soğuğuna inat rakımı yudumlamaya başladım. 2 saat kadar sonra otele tekrar döndüm. Ertesi ve ondan sonraki gün oldukça yoğun geçecekti. Kurs sabah saat 08:00de başlayıp, akşam 18:00 de bitiyordu ve 40 gün boyunca her hafta sonu aynı şeyi yaşayacaktım. Döndükten sonra biraz Tv izleyip, biraz kitap okuyup uykuya daldım. Sabah kalkıp tıraş olup, duşumu aldıktan sonra güzel bir kahvaltı yaptım ve yola koyuldum. Hala kar yağıyordu, sokaklarda insanların bir yerlere yetişmek için gösterdiği tatlı bir telaş, arabalardan yükselen klakson sesleriyle Ankara güne hazırlanıyordu. On dakikalık yolculuktan sonra kurs yerindeydim. Kantine inip Nescafemi aldım ve saatin dolmasını bekledim. Henüz yeni yeni geliyordu insanlar. Kantin masalarında kızlar ve erkekler ayrı ayrı gruplanmış sohbet ediyorlar, birbirlerini tanımaya çalıyorlardı. bir şeyler okuyor, oyalanıyordum ve sonradan çok iyi dost olduğum bir sesle kendime geldim:- Merhaba, günaydın.- Merhaba- Adım Ali, oturabilir miyim?- Memnun oldum, adım Ulaş, buyurun lütfen.Tanışma merasiminden sonra kurs salonuna çıktık. Sevecen, sıcak biriydi. Yerimize geçtik. Ankaradan tanıdığı arkadaşlarıyla tanıştırdı. Derken ders başladı. Hayatımızdaki en önemli şeyi gerçekleştirime ciddiyetiyle hocamızın anlattıklarını pür dikkat kesilmiş, hipnotize bir vaziyette dinliyorduk. 10 dk. Geçmişti ki kapı çalındı. Kısık, mahcup ve ürkek bir ses- Özür dilerim, geç kaldım, girebilir miyim?- Buyurun lütfenAnfiyi topuklarından yükselen hızlı ve panik adımlama sesleriyle inleterek arka sıralardan birine ilişti ürkek ceylan yavrusu. Ders devam ediyordu. Nihayet 10 dk.lık mola. Aliyle kantine inip çaylarımızı alıp masalardan birine iliştik. Alinin tanıştırdığı ve adının Özlem olduğunu öğrendiğim bir afet-i devran oturuyordu masada. Kahvaltısını henüz yapamamış, evden börek getirmişti. Sıcak ikramına dayanamayıp biz de ikramından bir parça aldık. Nişanlıydı Özlem; ama bakışları, edası, girişkenliği, rahat tavırları, ses tonuyla fazla çapkın biri olduğunu gösteriyordu. Yakınlaşmıştık. Espriler, sıcak diyaloglarla kahkahalar yükseliyordu masamızdan. Mizacım gereği, soğuk durmayı, çekimser kalmayı sevmem. Ortamdan olumlu elektrik aldıysam katılımcılığı severim. Isınmıştık birbirimize ama nişanlı olması bir yerlerde durmamı sağlıyordu. Fasılalarla devam eden ders aralarında birçok insanla tanışma şansım olmuştu. Masamız artık epey kalabalıklaşmıştı. Sıcak bir grup olmuştuk. Akşam için programlar bile yapılmaya başlanmıştı. Bir yerlere gidilecek ve eğlenilecekti. Özlem ve Ali yapıyordu programı. O gün için son dersti artık. Son arada, anfiye gelen bayanın kantinin en arka masalarından birinde ürkek, kendi halinde oturduğunu gördüm. Öyle güzel, öyle masum bir yüzü vardı ki saatlerce oturup izlenilesi bir tabloyu andırıyordu. Tepkisinin ne olacağına aldırmaksın yanına gittim, yüzünün yaydığı ışıktan kendimi alamıyordum. Aya inat yansıyan mavi bir ışık hüzmesi.- Merhaba.dediğimde kafasını kaldırıp ürkek bir tavır ve ses tonuyla- Merhaba dedi. Dokunsam kaçacaktı sanki.- Adım Ulaş, sizin de bir adınız vardır umarım.Yarı gülümser, yarı mahcup ses tonuyla,- B. dedi.- Rahatsız etmek istemem ama, katılmak ister misiniz bize?- Yooo. teşekkür ederim, böyle daha iyi.- Peki, siz bilirsiniz. Tekrar memnun oldum.Masama döndüm ama Özlem bir yandan benimle sohbet ederken, diğer yandan göz ucuyla B.ye bakıyordu. Rahatsız olmuş gibiydi. Akşam ders bittikten sonra toplandık. Beni Özlem götürecekti gideceğimiz yere. Ali eve uğrayıp eşini de alıp öyle gelecekti. Aklım hâlâ B.deydi. Yolda Özlemle sohbet ediyorduk şuradan buradan. Derinliğime inen meraklı soruları vardı. Evli olup olmadığım veya bir sevgilim olup olmadığı türünden sorular. Çankayaya doğru ilerliyorduk. Özlemin nişanlısı askerdeymiş, 4 ayı kalmış dönmeye, yaza doğru evleneceklermiş. Babası Ankarada emekli olduktan sonra ailesi asıl memleketleri olan Kırklareline taşınmış. Üniversiteyi bitirdikten sonra Özlem babasının da yardımıyla Ankarada bir firmaya girmiş ve yıllar sonra müdür olmuş. Muhasebe müdürü Özlem. Özlem alımlı kız, Özlem güzel, Özlem fettan, Özlem yanardağlardan süzülen lav. Yakıp kavuruyor değdiği yerleri. Nihayet geldik programlanan yere. Oldukça şık ve güzel bir yer. Sohbet etmeye devam ettik, bir süre sonra Ali ve eşi geldi. Kendisi gibi Alinin eşi. Sıcak, sarıp sarmalayan, sevecen mi sevecen bir insan. Çabuk kaynaştık. Yeme-içme faslı ağırdan alınıyor, demleniyorduk, gece uzayacak gibiydi. Harika bir müzik çalıyordu. Ali ve eşi dansa kalktılar ve ardından ben ve Özlem. Öyle sarılmıştı ki Özlem, tanımayanlar bizi sevgili sanırdı. Alinin gözünden kaçmamış, liseden arkadaşı Özlem ve çok iyi tanıyor. Arada;- Bu kıza dikkat et, baştan çıkarabilir seni demişti.Ama kızın durdurak dinlediği yoktu, mesafeli yaklaşmama, henüz birkaç saatlik tanışmamıza rağmen fazla sokulgan davranıyordu. Göğüslerini göğsüme iyice yazlamış, sımsıkı sarılmıştı. Arada, bilinçli yaptığını kesinlikle biliyorum, göbeğiyle penisime baskı yapıyor, sallandıkça iyice sürtünüp tahrik olmamı sağlıyordu. İri gözlerini gözlerime dikmiş, tepkimi bekliyordu. Ateş basmıştı her yanımı. İstem dışı titriyordum. Yüzünde hınzır bir gülümseme vardı. Ama yine de dikkatli olmaya çabalıyordum. Gece bitti ve dönüyorduk artık, güzel bir gece yaşatmışlardı bana, sağolsunlar. Dönmek için arabalarımıza ilerlediğimizde Ali bu gece onlarda da kalabileceğimi bütün sıcaklığı ve dostluğuyla söylemişti. Özlem; bende de kalabilir dedi. Ama otele döndüm. Özlem beni buruk bir şekilde bıraktı otele. Ertesi gün görüşmek üzere vedalaştık. Sıcak bir duş ve güzel bir uykudan sonra Ankaranın yine karlı yüzüne merhaba dedim. Yine aynı telaş ve ders faslı. Kurs yerine yine erken gelmiştim. Kantine indiğimde bir gün öncesinin geç kalmışlığını telafi edercesine bir masada sadece B.. otuyordu. Yanına gittim- Merhaba, günaydın.- Günaydın- Hayırdır, dünün geç kalmışlığını telafi ediyorsun sanırım- Evet, dün utandım biraz, ayıp oldu- Çay içelim mi- Ben alabilir miyim?- İlk ben teklif ettim ama.- Peki, şekersiz olursa sevinirim- Baş üstüne Prenses hazretleri… gülümsedi, kısık bir tonla. Gün aydınlandı yüzünde ve gönlümde, çok güzel gülümsüyordu. Uçarak gidip aldım çayları- Teşekkür ederim, zahmet oldu.- Ne önemi var Prenses, emir kabul ederim.- Estağfurullah ama bana Prenses demeseniz!!!!- Bir Prensese başka türlü nasıl hitap edilir ki.Gülümsedi yine, kısık kısık güldü. Gün yansıdı gönlüme, ışıklar içindeydim.Yavaş yavaş kursiyerler gelmeye başlamıştı. Özlem uçarak girdi içeri ama beni B.yle görünce yüzünün haritası değişti. Yavaş ve emin adımlarla masamıza geldi. Elinde folyoya sarılmış bir şey vardı, söze girdi- Günaydın, rahatsız etmiyorum ya!!!B. yine o bildik mahcup ve tedirgin yüz haline büründü. Sessizdi, bir şey söylemedi.Sözü aldım:- Günaydın, gel, otur lütfen. Tanıştırayım sizi; B. bu da ÖzlemÖzlem baştan aşağı süzüyordu B.yi, B. rahatsız olmuştu, Özlem kendinden son derece emin, mağrur bir edayla kuruluverdi masaya. Derken hafifçe kalktı ve bana doğru eğildi ve iki yanımdan öptü;- Dün geceden beri nasılsın?B.nin yüzü değişti, ışığı sönmüştü sanki, karanlığa gömüldü.- İyiyim sağolun, Aliyle beraber çok güzel bir konukseverlik gösterdiniz, çok teşekkür ediyorum, bunu unutmayacağım. Nişanlınla, ki kısmetse eşin olacak, Mersine geldiğinizde sizi ağırlamaktan müthiş keyif alacağım.Özlem belli etmemeye çalışıyor ama her halinden verdiğim cevaptan rahatsız olduğunu davranışlarıyla gösteriyordu.- Kıymalı börek yapmıştım, belki kahvaltı yapmamışsındır diye düşündüm.- Çok incesin, kahvaltı yapmıştım ama tabiki hayır demem.Ali geldi bu arada, uykulu mahmuru gözlerle.- Günaydın,- Günaydın Ali, hadi buyur bak Özlem börek yapmış, soğutma.- Valla kaçırmam, hanım erkenden gitti işe, kahvaltı yapmaya üşendim.Yeniden kahvaltı faslı, ders derken öğle arasını bulduk. Özlemi iş yerinden çağırdılar, gidip dönecekti. Alide eşiyle yemek yemek için çıktı, davet etti ama kabul etmedim. Yalnız kalmıştım. B. yoktu ortalıklarda. Yakınlarda yemek yiyebileceğimiz bir yer aradım. Harran Kebap Salonu, neyin nesidir anlamadım ama bir şeyler atıştırmak gerekiyordu. İçeri girdiğimde B..de ordaydı, bir mükafattı sanki benim için. Yanına yaklaştım:- Beklediğin kimse yoksa beraber yiyelim mi?- Tabiki buyur lütfen, Özlem yok galiba!!Dedi, ses tonu çok manidar ve iğneleyiciydi.- Hayır, işe gitti.Yemeklerimizi yedik ve bir saatlik arada sohbet edebileceğimiz kadar sohbet ettik. Yumuşamıştı. İlgilendiğimin farkına varmıştı. Hatta oradan ayrılırken muzipliğini takınıp şemsiyemi o almıştı ve tutmuştu bize. Buzlar erimişti. Özlem ve Ali gelmediler derse, beraber oturmuştuk aynı masaya. Yakınlaşmaya başlamıştık. Kursun o gün bitmesine yakın Ali ve Özlem beraber geldiler, B.yle dışarı çıkıyorduk. Biletimi alıp gece 24te Mersine dönecektim. Özlem atıldı hemen:- Akşam bir yerlere gideceğiz, hadi gidelim.B. yine en mahsun halini almıştı. Masum gözlerle bana bakıyordu.- B.ye sözüm var, kusuruma bakmayın, onunla bir yerlere gideceğiz.dediğimde Özlem avını parçalamaya hazır bir panteri andırıyordu. B. gün aydınlığı yüzüne tekrar kavuşmuştu. Ama nezaketi de elden bırakmak istemiyordu.- Sözleştiyseniz sizi alıkoymiyim, ben gidicem zaten dedi. Zaten sözleştiğimiz bir şey yoktu B.yle ama Özlemi atlatmak istiyordum. Bu durumdam Ali daha da keyiflenmişti.- Hadi Özlem biz gidelim, onların programlarını bozmayalım.Özlem istemeyerek de olsa ayrılmıştı bizden, vedalaşarak ayrıldık onlardan ve B.yle yürümeye başladık.- Neden programımız olduğunu söyledin, program yapmamıştık ki.- Ne yani, demek benimle program yapmak istemiyorsun, demek beni bir Prensesle program yapmaktan alıkoyucaksın!!!- Ya hayır öyle değil ama sözleşmemiştik.- Tamam işte, şimdi sözleştik, istemiyor musun yani?- Olabilir ama ben de Konyaya gidicem, fazla vaktim yok.- Olsun, vaktin olduğu kadar. Hemen sıkıldın mı yani benden, istemiyor musun beni?- Yo öyle değil!!!- Tamam o zaman gidiyoruz- Nereye?- Çıldırmaya.- Ama lütfen geç kalmayalım- Emirdir Prenses. Demek ki eğlenilecek ve Prenses geç kalmayacak.Gülüştük ve Çankayada keyfimize göre bir yer bulduk. Gözlerimi artık alamıyordum ondan, gözüm başka bir şey de görmek istemiyordu. Dünyam o olsun istiyordum, bütün hayatım onunla dolsun istiyordum. Israrlarımla iki kadeh şarap içmişti, yanakları al al olmuştu, şişede kalan şarap daha da kıskanmış B.nin yanaklarını. Kadehimi yanağına doğru uzattım.- Sence hangisi daha kırmızı?- Ayyy. inanmıyorum, çok mu kızardı?- Öyle yakışıyor ki. Lâlin gerçek tonunun bu olması gerekiyor. Ama hangi ressam bu tonu tutturabilir ki. Tanrı bile övünmüştür şimdi kendisiyle. Gün yüze lâl yanak.- Utandım.. Gece bitmesin istiyordum, prangayla bağlanmıştım adeta ona. Nasıl olabilirdi, bu kadar kısa sürede, nasıl, nasıl, nasıl.- Kaçta kalkıyor otobüsün- 22de, saat kaç- 21- Gidelim mi?- Gitmesek olmaz dimi?Gülümsedi yine, gülümsedikçe ömrümden birkaç ömür yitiriyordum..- Peki kalkalım..- Her şey için çok teşekkür ederim, benim için çok farklı bir geceydi.- Laf mı Prenses, ne yapabildim ki? Telefonunu almamda bir sakınca yoktur umarım, arayabilirim seni değil mi?- Tabiki, ben de aliyım seninkini, telefonlaşırız ama telefonumu çaldırdığında rahat konuşamazsam anlayışla karşıla lütfen. Bizimkiler meraklıdır, fazla soru sorarlar.- Demek ki Prenses esaret altında. Böyle bir güzellik korumam altında olsa ben de hassaslanır, kimlerin aradığını merak ederdim.- Şımartma lütfen, abartıyorsun, ben Prenses değilim ama bizimkiler fazla meraklı.- Ariycam seni PrensesTelefon numaralarımızı verdik birbirimize. Otele uğrayıp eşyalarımı almam gerektiğini beni bekleyip bekleyemeyeceğini sordum. Geç kalıp kalmayacağımızı sordu. Geç kalmayacağımızı, en azından onu uğurlamak istediğimi söyledim. Kabul etti ve otele geldik, apar topar eşyalarımı alıp lobiye yanına geldim. Yola koyulduk, ama içim gitmesini istemiyordu, yol boyunca sohbet ettik. Terminalde onun biletini alıp peronlara geldik. İçim böyle göndermeye el vermiyordu. Çantalarımı yanına bırakıp 2 dk. beklemesini, sigaramın bittiğini söyledim. Peki, dedi. Konya arabasından bir bilet de kendime aldım. 2 saat daha görmek bile kârdı benim için. Ama o bunu bilmiyordu. Otobüsünün kalkış saati gelmişti, vedalaştık. Yerine kuruldu ve el salladı. El sallayıp yürümeye başladım, birkaç otobüsü geçtikten sonra arkalarından dolaşıp onun otobüsüne geldim ve muavine eşyalarımı verdim. Orta kapıdan içeri girip bir arkasındaki koltuğa oturdum. Beni görmüyordu. Derin derin dalmış uzakları seyrediyordu!. Mesaj yazmaya koyuldum.- Prenses, şimdiden özledim seni Cep telefonunu aldı ve eli titriyordu, aradan görebiliyordum. Bir şeyler yazmaya başladı. Telefonumu titreşime almıştım. Mesaj geldi:- Ben de, kendine iyi bak Prens inanamıyordum, galiba benden hoşlanıyordu. Otobüsün kalkmasına birkaç dakika kalmıştı, yeniden bir mesaj göndermiştim:- Sana eşlik etmemi ister misin?- Delisin sen, yapamazsın ki?- Yaptım bile, arkana dön ve merhaba de. Arkasına döndü ve en gülümser ve en şok haliyle;- inanamıyorum sana dedi ve oturup gülmeye başladı. Yanındaki kadın ikimize bakıyordu. Eğilip:- Yapabiliyor muşum demek, galiba deliyim!Yanındaki kadını yer değiştirmek için ikna edemedim ama olsun 2 saat daha görebilecektim. Şimdilik bu da yeterliydi. Yol kısa sürdü, bitmesin istiyordum ama bitti. Terminalde abisi ve babası karşıladı, alıp gittiler yüreğimden büyük bir parça kopararak. Bir sonraki hafta sonuna kadar nasıl bekleyecektim, zaman geçer miydi?Onlar ayrıldıktan sonra indim ve Mersine dönmek için otobüs aramaya başladım. 02:00de araba vardı. Epey bekleyecektim. Hafızamda olduğu kadarıyla şiirler göndermeye başladım telefonuna. Müsait değildi sanırım, 01:30 gibi aradı gülümser ve sıcak tavrıyla. Deli olduğuma kanaat getirmişti artık, hala inanamıyordu onunla Konyaya kadar geldiğime. Sıcak ve sarmalayıcı bir sohbetti. Yarım saate yakın konuştuk telefonda ve sonrasında Mersine döndüm. Sabah uyanır uyanmaz artık ilk işimiz telefona sarılmaktı. Kırk yıldır hasret, kırk yıldır ayrı gibiydim onunla. Telefon yetmiyordu, sesini duymak yetmiyordu. Bir-iki gün içerisinde telefonda sevişmeye başlamıştık. Telefonla dokunabiliyor, mesajlarıyla tenini hissedebiliyordum. Bu şekilde onunla olmak acı veriyordu. Dayanamıyordum artık. Anlaştık ve Perşembe günü Ankarada olacaktık. Sürecin bu kadar hızlı ilerlemesi beni de korkutuyordu ama bir girdaba düşmüş gibiydim ve akıntıya bırakmıştım kendimi. Ne olursa olsundu. Sırılsıklam tutulmuştum çünkü, vücudumun kimyasını değiştirmişti ve aynı etkileşimi o da ifade ediyordu bana. Başka türlü bir şey de umurumda değildi. Beğeniyor, beğeniliyor ve yüceltiliyordum. Kaç erkek veya kadın yaşadığı bir beraberlikten dolayı kendini ayrıcalıklı hissedebiliyor. Bal gibi de ayrıcalıklıydım ve ona da ayrıcalıklı olduğunu hissettiriyordum. Perşembe zor geldi, bir ömür beklermişcesine zaman geçmek bilmedi. Çarşamba günü gece yola çıktım, Perşembe sabahı orda olacaktım. O da sabahtan İzmir caddesinde beni bekliyor olacaktı. Yol boyunca şoförün bütün silsilesine küfür ettim. Bana göre yavaş gidiyordu ve zaman geçmek bilmiyordu. Yola çıkmadan önce oteli arayıp ikimizin adına yer ayırttırdım. Nihayet Ankaradaydım. Servise binip İzimir caddesine geldiğimde gözlerime inanamadım. Benden önce ordaydı. Uçarak indim servisten. Öyle sarılmıştık ki, iki koca dağın, çölün suya hasreti gibi kenetlenmiştik. Kokusu bambaşkaydı, gün ışığıma kavuşmuştum. Binlerce öpücük konduruyordum yüzüne, alnına boynuna. Hâlâ utangaç ve mahçuptu. Yüzünü aldım avuçlarımın arasına, güneşi avuçlarımın arasında hissediyordum. Gözlerinde binlerce yıldız, sarmaya, öpmeye doyamıyordum. Eşyalarımı aldım ve otele geldik. Yukarıya çıkmak istemedi benimle, utangaçtı, ne kadar ısrar ettiysem nafile. Sorun değildi, yukarıya çıkıp eşyalarımı bırakım, ve çantamda onun için hazırladığım iki hadiye paketini alıp aşağıya indim. Lobide verdim birinci hediyesini, paketi heyecanla açtı ve ardından yüzünde güller açan bir gülümseme. Küçük bir ayıcık vardı kucağında, çok mutlu görünüyordu, uzandı ve sıcacık bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Eşyaları hâlâ lobide yanımızdaydı, hazırlanıp hazırlanmayacağını sordum. İtiraz etmedi ve eşyalarını alıp yukarıya çıktı. Heyecanla onu bekliyordum, bir yandan da inanasım gelmiyordu, o artık sevgilimdi. Yarım saat kadar sonra indi lobiye, harika görünüyordu, saçlarını arkadan topuz yapıp toplamış, hafif bir makyaj yapmıştı. Üzerinde siyah ve şık bir manto, altında ince, dar boğazlı bir kazak ve altına da diz kapaklarına kadar uzanan dar bir mini etek giymişti. Gözlerimi alamıyordum, güneş gibi parlıyordu karşımda, ışıklar içerisindeydi. Çıkıp akşama kadar dolaştık dışarıda, akşam için program hazırlamıştık. Gidip bir yerlerde baş başa eğlenecektik. Ayıcığın patisine dokunduğunda- I Love You diyordu. Parmakları aynı ritme alışmışcasına sürekli dokunup duruyordu ayacığın patisine. Büyülenmiş gibiydi. Söze girdi:- Biliyor musun? Sıkılmadan sonsuza kadar dinleyebilirim bu cümleyi.Gülümsedi, gülümsedikçe gün devriliyordu gözlerinin akşamında.Kahvaltımızı yapıp uzun uzun hasret gideriyorduk. O da hâlâ inanamıyordu yaşadıklarına, ben alamıyordum gözümü yaydığı gün ışığına. Dışarı çıkıp saatlarce dolaştık, çocuklar gibi şendik. Akşam Kızılayda bir bara oturup beraberliğimizin tadını çıkardık. Harika bir müzik eşliğinde, belki de bize öyle geliyordu, saatlerce dans ettik. Kollarımda bir bulut kümesinin yumuşaklığını taşıyor gibiydim. Bu kadar duru, bu kadar beyaz. İnanasım gelmiyordu. Dans ederken fısıl fısıl konuşuyorduk:- Biliyor musun? Bir erkekle daha önce yaşadığım en ileri şey ele ele tutuşmaktı. Şu an bir erkekle, kollarımda, sarmalamanın yetmediği erkeğimle koyun koyunayım.- Biliyor musun? Gün ışığı bu denli hiç yakmamıştı benliğimi, bedenimi. Işığımsın, sebebimsin.Başı omzumdaydı. Sıkı sıkıya sarılmıştı, tek vücut gibiydik. Hiç bu kadar içmediğini söylemişti, arka arkaya şarap kadehlerini bir bir yuvarlamıştı. Yanakları şarabın kızılına inat al aldı. Epey yarılamıştık geceyi ve sevgilim epeyce çakırkeyif olmuştu. Toparlandık, dönme vaktiydi artık ama çakırkeyf olmasına rağmen gecenin nasıl biteceğini biliyor ve tedirginliğini yansıtıyordu. Otel yakındı, öpüşerek, sarılarak usul usul kathediyorduk mesafeyi. Lobiden anahtarımızı alıp asansöre bindik. Ellerimiz, vücutlarımızın her noktasına temas ediyordu. Odamızın bulunduğu kata gelmiştik. Eğilip kucağıma aldım ve koridoru uçarcasına geçtik adeta. Anahtar elimdeydi, kapıyı açıp ayağımla ittim ve içeri girdik. Topuğumla kapadım kapıyı. Oda sokak ışıklarıyla, ben onun yüzüne baktıkça aydınlanıyordum. Usulca yatağa bırakıverdim ve yanına uzandım. Soluksuz kalmış gibiydik, derin derin soluyorduk havayı. Yüzünde, vücudunda dolaşıyordu ellerim. Gözleriyle bir şeyler anlatmak istiyor gibiydi. Adeta, daha fazla ileri gitmeyelim, bu kadarı bile benim için fazla, der gibiydi. Acemi, ama içten öpücükleri vardı. Uzun uzun öpüşüyorduk. En mükemmel mevsim meyvesinden bile alamayacağım tadları, dudaklarından alıyordum. Ama nafile, yavaş yavaş üzerindekileri çıkarmaya başlamıştım. Pardesösü, eteği, kazağı, ayakkabıları ve derken iç çamaşırlarıyla kalmıştı. Öylece bırakıp doğruldum yerimden. Mini dolaba ilerleyip şarap şişesini aldım. Merakla beni izliyordu yerinden yarı doğrulmuş şekilde. Mantarını açıp yanına geldim. Şişeyi dudaklarına uzattığımda suya hasret çöl gibi yudumlamaya başladı. Dudaklarının kenarlarından süzülenleri dilimle almaya başladım usul usul. Ardından şişeyi doğrultup birkaç yudum aldım ve başucumuzdaki komodinin üzerine bıraktım. Dadaklarımız kenetlendi önce, alev parçası dudakları dudaklarımın arasındaydı. Artık hiçbir şeyi umursamıyor gibiydi, rahatlamıştı. Kıvranıp duruyordu kollarımda. Ellerim, pürüzsüz bacaklarında, kadifeden yumuşak vücudunda dolaşıyordu. Kazağımı ve fanilamı çıkarmama yardımcı oldu, üstüm çıplaktı ve üzerine çekmişti beni. Vücuduna vücudumla dokunmak tamamen beni baştan çıkarmıştı. Sütyenini çıkardım, harika ve dimdik göğüsleri vardı. Uçları yüzüme dönüktü, bir yandan boynunda dilimi gezdiriyor, bir elimle göğslerini avuçluyordum. Avucumdan taşarcasına iriydiler. İşinde mükemmeliyetçi bir heykeltıraşın elinden çıkmışçasına kusursuz bir vücutla karşı karşıyaydım. Dokunmak yetmiyor, öpmek bir o denli eksik kalıyordu. Göğüslerine uzanırken elinin kemerimi çözmeye çalıştığını fark ettim. Pantolonumu çıkarıp attık bir kenera. Göğüsleri göğüs kafesimi zorlarcasına kenetlenmiştik. Vücudunun vücuduma değen her yeri, çıplaklığı yakıp kavuruyordu beni. Çılgınca öpüşüyorduk. Elimi külodunun yanından geçirerek aşağıya indirmeye çalıştım, çıkarmamak için itiraz etti. Tedirgin olmuştu. Çenesinin gamzesinden aşağıya, göğüslerine, göbek çukuruna inerek vücudunun her zerresinin tadını almaya çabalıyordum. Kasılıyordu. Göbeğinde dilimi gezdiriyordum, kadınlığının kokusu artık ciğerlerimin en derin noktasına kadar hissedilebiliyordu. Dilim külodunun üzeri ve kasıklarında dolaştığında yay gibi gerilmişti. İki elimle külodunu yanlarından çektiğimde artık itiraz etmiyordu. Bacaklarıyla yardımcı olarak çıkarmama izin verdi. Vajinasının o muhteşem kokusu daha da kesif bir hal alarak burnumdan ciğerlerime dolmuştu. Sağ ayak bileğini tutmuş ve usul öpücükler kondurmaya başlamıştım. Ayağının baş parmağı dudaklarımın arasındaydı, dilimi etrafında döndürüyordum. Yavaş yavaş ayağından yukarı dilimle hareket edip baldırlarına, diz kapağına ve bacağını kendime çekerek kasıklarına ulaşmıştım. Ensemden ve saçlarımdan sıkı sıkıya kasıklarına bastırıyordu beni. Kesik iniltileri yayılıyordu odaya. Kasıklarının etrafında dolaşıyordu dilim, sonra vajinasının çevresinde. Tüylerinin yeni temizlendiği belliydi, klitorisi şişmeye başlamıştı. Usulca dilimi etrafında gezdirmeye başlamıştım. Sonra bacaklarını geriye çektirip yavaş yavaş yanlara doğru açtırmıştım. Bir kolum kavis çizmiş şekilde göbeğinin üzerindeyken parmaklarımla vajinasının dudaklarını ayırmış, diğer elimle külodumu çıkarmış ve ardından göğüslerini okşamaya başlamıştım. Yavaş yavaş dilimi vajinasının dudaklarında gezdirmeye başladım. Bu tat dayanılmazdı. Her türlü bildik tadı bastırmaya namzet, dayanılması mümkün olmayan bir tadtı. Titremeye başlamıştı. Kısık kısık çığlıklar atıyor, kalçasını ileri geri hareket ettiriyordu. Demek sevişmek öğrenilmiyordu, acemi olmasına rağmen kendisini içgüdülerine teslim etmişti. Titremeleri şiddetlenmeye ve ardından kasılıp kalmasına neden olmuştu. Kalçaları bir süre hareketsiz kaldıktan sonra yatağa düşmüştü. Bacak arasından yavaş yavaş dilimle göbeğine, göğüslerine ve oradan da boynuna doğru uzanmıştım. Penisim vajinasının hizasındaydı. Yüzünü avuçlarımın arasına alıp dudaklarından öpmeye başladım, baygın gibiydi. Penisimi bir elimle tutup vajinasının dudaklarının, o muhteşem ince çizgisinin arasında gezdiriyordum. Kalçaları yeniden hareketlenmişti. Penisim vajinasının üzerinde gezinirken, ıslaklığıyla kremlenmiş gibiydi. Yavaş yavaş penisimin ucunu o ince çizginin arasına yerleştirmeye başlamıştım, korkuyordu. Öpüşüyorduk. Hafif hafif ilerlemeye başlamıştım, yüzü acı çeker bir hal almıştı, öylece bıraktım. Kesik ve ince sesi yükseldi:- Yeter artık, ne olacaksa olsun.Biraz daha ilerlemiştim, kaskatı kesildi, penisim prese alınmış gibiydi.- Dayanamayacağım, çok acıyor, devam etmeyelim lütfen.- Sabret birtanem, az kaldı, bitiyor artık Omuzlarımdan geriye itiyordu beni. Biraz daha yüklendim, canının çok acıdığı belliydi.- Yapamayacağım, canım çok yanıyor, keselim artık.- Bitiyor meleğim, biraz daha sabredersen acın sona erecek, emin ol.Bunu söylerken bir dağı iki kulağından ayırıp ortadan bölmüş gibiydi penisim. Azar azar ilerliyordu. Nihayet son durağa gelmiştik. Ağlar bir vaziyetteydi.- Nolur yeter, canım çok yanıyorDudaklarından öpüp yüzünü avuçlarıma aldım:- Kadınsın artık, bitti, kadınımsın.- Ulaş, lütfen, bayılmak üzereyim, bırak lütfen deyip kenara çekildi. Yan dönüp bacaklarını karnına çekti, canının çok acıdığı belliydi. Kasıklarını, karnını avuşturuyordu. Arkasından yanına sokulup sarıldım:- Meleğim, bitti artık, başardın, canın artık hiç acımayacak.- Olmaz olsun böyle bitiş, komaya gireceğimi sandım, canım çok acıyor- Hadi gel, sıcak bir duş sancına iyi gelir, rahatlatır seni.Demek ha deyince olmuyormuş, bunu ilk defa yaşamıyordum, kadınlar mutlaka çok fena bir acıya katlanmak zorunda kalıyorlar. O esnada zevk yaşamaları pek mümkün görünmüyor. Zar zor yerinden doğrultarak duşa doğru götürdüm onu. Su sıcaklığını ayarladıktan sonra sifonu omuzlarından başlayarak vücudunda gezdiriyordum. Suyun sıcaklığı yavaş yavaş kasılmasını ortadan kaldırmış, rahatlatmıştı. Sifonu kasıklarında dolaştırıyor, bir elimle de masaj yapıyordum. Su zerrecikleri bir mermerden aşağıya kayar gibi süzülüyor, göbeğinin üzerinden kasıklarına doğru akıyordu. Gevşemiş, rahatlamıştı.- Devam et lütfen iyi geldi.Diyordu, eliyle kasıklarına masaj yapan elimi iyice bastırıyordu. Gözü hala kaskatı yerinde duran penisimdeydi.- Seni tatmin edemedimDerken yüzü hüzünlü bir hâl almıştı. Neredeyse ağlayacaktı. Küvetin kenarına oturmuş, başı önündeydi. Bacaklarının arasından süzülüp pembeye dönüşen suya bakıyordu.- Artık bir kadınım- Evet … Sonra dönüp yukarıya yüzüme doğru baktı ceylan gözleriyle- Senin kadının- Tamamen benim kadınım. Ama bitmedi, şimdi kadınlığının tadını çıkarmaya başlıycaksın.- Yine mi aynı acı, ama canım çok yanıyor, devam etmesek olmaz mı?- Artık yanmıycak, geçti artık, göreceksin.Havluyu alıp, usul usul kuruladım onu. Ardından o da beni. Elinden tuttum, odamıza yöneldik. Yatağın kenarında ayaktaydık. Belime sarılmıştı, penisim göbeğiyle göbeğim arasında kalmıştı. Uzanıp dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Göğüs uçları göğsüme saplanmak istercesine zorluyordu. Yavaş yavaş yatağa uzandık. Kulak memelerini emiyor, dilimi kulağının etrafında gezindiriyordum. Eli penisime uzanmış, avucunun arasında ileri geri hareket ettiriyordu. Nabız gibi atıyordu penisim. Omuzlarını öpüyor, aşağıya göğüslerine iniyordum. Ardından dilimle ve dudaklarımla vücudunda kavisler çizerek aşağıya inip kasıklarına ulaşmıştım. İki elimi kalçalarının altına koyduğumda bacaklarını iki yana aralayıp arzuyla kadınlığını bana uzatmıştı. Kalçaları yumuşacık ve eriyecek gibiydi avuçlarımın arasında. Dilim kasıklarının arasında, vajinasının üstünde, göbek çukurunda dolaşıyordu. Kalçaları yine dans etmeye başlamıştı. Klitorisini dudaklarımın arasına alıp sulu bir şeftaliyi emer gibi emiyordum. Ellerimi kalçalarından çekip bacaklarını omzuma aldım. İki yana iyice ayırarak dilimi vajinasının derinliklerine indiriyor, arada klitorisine küçük ısırıklar atıyordum. Çıldırmış gibiydi, başımı iyice bastırıyordu kasıklarına. Vajinası iyice sulanmış, tadı emsalsiz bir hâl almıştı. Birden doğruldu yerinden ve:- Bana oral seksi öğret lütfen, ben de sana aynısını yapmak istiyorum, bütün sınırları zorlayalım lütfen. Sevgilime en güzel anları yaşatmak istiyorum.- Peki, kendini bana bırak o zaman.Altmışdokuz pozisyonuna geldik yatakta. Kalçaları yüzümün ortasındaydı, biraz daha eğilmesini sağlayıp iki elimle kalçalarını ayırdım. Penisimi kökünden yakalayıp usul usul ucunu öpüyordu. Yönlendiriyordum onu.- Dilini ucunda, etrafında gezdir, em onu.Dediklerimi birebir yapıyordu. Vajinasını şimdi daha iyi yalıyor, derinliklerine daha rahat ulaşabiliyordum. Etrafında geziniyor, kalçalarının arasını, küçük noktasını yalıyordum. Çıldırmış Gibiydi. Penisimi deli gibi emiyordu. Kalçalarımla ona yardımcı oluyor, boğazının derinliklerine doğru ileri geri hareket ettiriyordum. Sanırım aldığım alkol, erken boşalmamı engelliyordu. Bir süre sonra onu ters çevirip kucağıma oturttum. Penisim göbeğime yaslanmış, vajinası üzerindeydi. Yerimden doğrulup dudaklarını dudaklarımın arasına aldım. Çıldırasıya öpüşüyorduk, acemi öpüşleri geçmiş, daha arzulu ve yakıcı bir hâl almıştı. Biçimli ve dolgun dudakları dudaklarımın arasında eriyor gibiydi. Öpmeyle doyulacak gibi değildi. Kalçalarını iki elimle yakalayıp penisimin üzerinde ileri geri hareket ettiriyordum. Ritmi anlamıştı. Bir şey yapmama gerek kalmaksızın kalçalarını kucağımda ileri geri hareket ettiriyor, penisimi vajinasının ince çizgisinin üzerinde gezintiye çıkarıyordu. Dayanamıyordum artık. Penisimi ucundan tutup vajinasının o kadife dudaklarının arasından yavaş yavaş içeri doğru hareket ettirmeye başladım. Kalçalarıyla bana yardımcı oluyordu. Şimdi daha rahat ilerliyordu penisim. Canı acımıyordu önceki gibi. Yarıya kadar gelmiştim. Bacaklarını alttan tutup kucağımda oturtup kaldırmaya başladım. Her kaldırıp oturtuşumda alt dudağını ısırıyor, inliyordu kesik kesik.- Evet, sonunda oldu.Dedikten sonra ellerimi çekip yavaş yavaş sonuna kadar oturmaya başladı penisimin üzerine. Tamamını almıştı içine, yüzü kaskatı kesilmiş, kesik kesik nefes alıyordu. Elleriyle göğsüme yaslandı sonra fısıltılı bir ses tonuyla kesik kesik ve inleyerek konuşmaya başladı. Nefesi ilk baharı tomurcukları açtırıyordu yüreğimin her yerinde, bahar oluyor, bahar kokuyordum:- Bunu başarabileceğime inanmıyordum, korkutmuştu beni ama şimdi tamamı içimde.- Hepsi senindir meleğim, tamamen seninim.Yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı sonra. Penisim ucuna kadar vajinasından çıkıyor, sonra usul usul oturmasıyla derinliklerinde kayboluyordu. Baş parmağımla klitorisini okşuyor, ovalıyordum. Sonra ritmini biraz daha hızlandırıp ileri geri hareket etmeye başladı. Zincirinden koparılmış aç birer hayvan gibiydik. Göğüslerini avuçlarımın arasında eziyor, uçlarını küçük küçük ısırıyordum. Artık içgüdülerimiz yönlendiriyordu bizi. Hâlâ boşalamıyor, buna inanamıyordum. Hareketlerimiz iyice hızlanmıştı. Kucağımda deliler gibi hareket ediyor, penisim vajinasının kayganlığıyla hızla derinliklerine girip çıkıyor, çıkan ses iyice çıldırtıyordu beni. Sonra kucağımdan çekip, yatağın ortasında dizlerinin ve ellerinin üzerinde durmasını sağlayıp arkasına geçtim. Kalçalarının arasında penisimin ucunu vajinasının etrafında gezindirme başladım. İyice sabırsızlanmıştı. Usulca ucunu yerleştirdim, dudaklarının arasına, yavaş yavaş ilerledi penisim. Menzilini biliyor, kendinden emin ilerliyordu derinliklerinde. Sonunda tüm derinliğine kadar saplandı. Etrafımda binlerce yıldız dans ediyor gibiydi, bir cennet bahçesine dalmış gibiydim. Kalçalarımız artarak hızlanmaya başladı, ritmi öğrenmişti artık sevgilim. Harika sevişiyordu. Canı yanmıyordu, zevk alıyordu, tüm benliğiyle eşlik ediyordu. Göğüslerini okşuyordum bir elimle ve hızla sokup çıkarıyordum penisimi. Epeyce bir vakit geçmişti, zaman zaman yığılıp kalacak gibi oluyor, kasılıyor, vajinası penisimi kas katı kavrıyor, orgazmlar yaşıyor, artık yüksek sesle çığlıklar atıyordu. Doyamıyordum. Boşalmam çok fazla gecikmişti. Penisim içinde nabız gibi atıyordu. Yüzü koyun uzanmış, penisim içindeydi. Yatağın iki yanına ellerimi dayamış hızlı hızlı sokup çıkarıyordum penisimi.Testislerim kalçalarında şaklıyor, bu hem ona hem bana ayrı keyif veriyordu. Yüzü yastığa dayalı, bugüne kadar görmediğim farklı bir tebessüme bürünmüştü. Mutluydu sevgilim halinden, keyifliydi. Terlemiştik. Işıl ışıl parlıyordu vücudu, doyumsuz bir görünüm sergiliyordu bu haliyle. Alnında çiğ taneleri vardı adeta. Penisimi çekip vücudunu kendime doğru çevirip üzerine uzandım. Bacaklarını iki yana biraz daha ayırıp penisimi vajinasının derinliklerine ittim. Artık zorlanmıyordu. Yüklenmemle birlikte yine kasılmaya başladı, bir süre öylece kaldık. Vajinasından süzülen sıvıları kasıklarımda hissedebiliyordum. Onu deliler gibi öpüyor göğüs uçlarını emiyordum. Yavaş yavaş tekrar hareketlenmeye başladım. Penisim içine hızla girip çıkıyor, kalçalarıyla o bunu daha da hızlandırıyordu. Öyle hızlı hareket etmeye başlamıştım ki, bacaklarını belime iyice sarmalayıp elleriyle kendine iyice çekiyordu. Prangaya alınmış gibiydim. Gözümden şimşekler çakmaya başlamıştı, kasılmaya başladı tekrar öyle sıkı sıkıya kenetlemişti ki beni, penisim tümüyle içinde kaybolmuştu. Bu orgazmı diğerlerinden daha şiddetliydi. Vajinası penisimin etrafında kasılıp duruyordu. Kaskatı kesilmiş, gerilmişti. Göğsümü çok feci ısırıyordu, canım yanıyordu ama umurumda değildi. Bir süre sonra bacakları ve sırtıma doladığı elleri gevşemeye başladı. Usul usul hâlâ penisim vajinasında bir ileri bir geri hareket ediyordu. Dudakları dudaklarımın arasındaydı, dilini emiyordum. Bir süre sonra kasılmaya başladım. Hızla çıkardım penisimi içinden. Göbeğine doğru boşalmaya başladım. Bir yandan bana, bir yandan penisimden boşalan sıvılara bakıyordu. Şaşırmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu. Kaskatı kesilmiştim. Yanına, köküne yediği son balta darbesiyle yıkılmış kavak gibi düştüm. Terden sırılsıklamdım. Penisimi okşuyor, bir yandan da beni öpüyordu.- Buna inanamıyorum, neler hissettiğimi anlatamam, kelimelerle ifade edilecek gibi değil. Sımsıkı sarıldı sonra yan dönüp. Her tarafıma öpücükler konduruyordu. Komodinin üzerindeki peçetelerden alıp üzerini temizledim. İtiraz etti önce temizlememe, dokunup algılamaya çalışıyordu- Seni tatmin ettim, bu benim için tarifsiz bir duygu şu an. İmzanı taşıyorum üzerimde.Bu tanımı hoşuma gitmişti. Beraber imzalarımızı atmıştık bedenlerimizin ötesinde benliklerimizin üzerine. Sonra üzerine boylu boyunca uzandı. Başını göğsümün üzerine koyup sımsıkı sarıldı. Muzaffer bir komutan gibi gururluydum. Sonra o muhteşem, güne inat yüzünü avuçlarının arasına alıp, dirseklerini göğsüme dayadı. Gözlerimin içine bakıyordu ceylan gözleri. Tarifsiz bir mutluluk ve tebessüm vardı dudaklarında ve yüzünde. Tarifsiz kokusu yayılmıştı odanın her yerine, inanılmaz bir kokuydu.- Biliyor musun, seni daha önce tanıyamamış olmaktan dolayı çok şey kaybetmişim. Seni anlayamayacağın derecede, her şeyden öte seviyorum. Çok şanslıyım. Tarifsiz duygular yaşıyorum. Yüzünü göğsüme iyece yaslayıp, yüzünü, saçlarını okşamaya başladım.- Bulutlara, yıldızlara dokunuyor gibiyim. Hayatıma girdiğin günden beri bir peygamber edasıyla dolaşıyorum ortalıkta. Daha önceleri nerelerdeydin? Seni seviyorum demek nereye kadar yeterli, ne kadar anlamlıdır ki!!!… Şimdi yaslandığın yer zehir zıkkım bir cehennem, eşkıya iniydi. Dokundun, cennet bahçesine çevirdin. Dilediğince hüküm sür. Var olmasını, çarpmasını dilediğin, istediğin sürece senindir.Usul usul inci taneleri dökülüyordu gözlerinden. Yanıma uzanıp sıkı sıkı sarıldı.- Beni hep böyle sev, bırakma olmaz mı?Alnından öpüp göğsüme iyice yasladım. Göz yaşlarıma hâkim olamıyordum. Koyun koyuna deliksiz bir uykuya daldık. Hiçbir zaman bu denli huzurlu ve mutlu uyuduğumu hatırlamıyorum. Sabah uyandığımızda yeniden tarifsiz ve emsalsiz bir sevişme yaşadık.Devamı mı? Daha sonra. Hâlâ devam edip etmediğini soruyorsanız, ayrıldık. Şaşırmayın, gerçekten ayrıldık. O şimdi evli ve bir çocuk annesi. Neden diye sormayın lütfen, epeyce vaktinizi aldım zaten!!!! Başka zaman devam etsek olmaz mı? Mail yazmak isteyenleri bekliyorum. Onunla yaşadığım diğer anılara gelince. Yazmaya çalışacağım mutlaka. Sevgiyle kalın. Gönlünüzden ışık ve sevgi eksik olmasın.

dulla aşk

Merha millet ben şafak 2ay önce sikiştiğim dulla anımı yazıyorum.kocası 4ay önce ölmüş bir bayanla kızarkadaşım sayesinde tanıştım.kadın okadar bakımlı idiki sanki 25 yaşındaydı.kızarkaşımla herhafta misafirliğe gidiyorduk.bir yine ziyaretine gittik.kadın gizlice benden telefon numaramı aldı.görüşüz diye ayrıldık.3gün sonra aradı.müsaitsen gel muhabbet edelim dedi.öğlen vakti kadının evine gittim gördüğüm manzara karşısında dilim adeta tutuldu.içeri alır almaz dudaklarıma yapışıp emmeye başladı.sexse okadar susamışki sormayın.ben kendimi ona bıraktım o herşeyi yani sakso çekti,amına soktu, götüne soktu.malıma tamamen hükmetti 4saat benim iliğimi kuruttu.ayrıntıları yazmak istemedim cok vakit alır.ayrıca dul kadınlar bir başka.adres [email protected] saygılarımla.başka anılarda görüşürüz.

Uzun Bir Yol Arkadaşı-Escort ve Bir Tutam Aşk

Ufak tefek kaçamaklar ve küçük oyunlar ne kadarda sıkıcı. Hele bir gece var bi gece yok. TİKSİNDİRİCİ. Neden düzenli ve seviyeli bir ilişkin olmasın ki hemde sen istediğin de tam bir seks manyağı sen istediğinde ise tam bir hanım efendi. Hiçte zor değil biliyor musun? Tamamen senin istediğin gibi ve hayatını tamamen düzene sokacak bir ilişki. Bir erkeğin arkasında durması gereken yegane destek ve Beylikdüzü Escort . Düzen ve dengenin tamamen hakim olduğu bu ilişki seni üzerine odaklı olup seni her daim mutlu ve memnun etmeye yönelik planlamar ve düşüncelere sahip. Günün her hangi bir esnasında ne zaman müsait olursa ve canın eğlence isterse escortun her daim sana hazır bir şekilde karşında. Sana her daim açık olan telefonu asla meşgul olmayacak sen merkezli bir düşünce yapısı ve arzularını 1. planda tutacak ve buna özenle dikkat edecek Beylikdüzü Escort Bayan . Erkeğine sahip çıkan ve bedeni ile daha da mutlu eden bir kadın. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise sana süprizler yapıp aklını kaybedeceğin küçük süprizler ve mini eğlencelerede tabii hazır olmalısın çünkğ sıkılmanı ve rutine binmeyen bir ilişki olacak bu aynı zamanda elbette çizgisini ve sınırı bozmayan tamamen erkeğinin nasıl hareket etmesini isterse öyle hareket edecek bir Escort Beylikdüzü bir kadın bir hanım efendi. Hadi artık bir düzene geç ve kendini bu desteğe teslim et çünkü bir erkeğin her daim bir kadına ona sahip çıkacak bir kadına ihtiyacı vardır escortun seni bekliyor ve arzuluyor.

Sekreter Escort Gülçin’le Aşk Dolu Geceler

Seksi Kadıköy Escort bayanlardan biri olacağımı ve belki de en özeli olacağıma emin olabilirsiniz. Bunları yaşarken sizlerle birlikte bütün sınırları aşıyor olacağız ve artık bir bayanın güzelliğini fark ediyor ve burada yaşamanın ne kadar daha değişken bir güzellik olduğunu görerek sizlerin de hayal ettiği şeylerin var olabilecek olduğunu görüyorsunuz. Bu sınırlar sadece soyut olarak görülüyorlar ama bazen Escort Bayan gecelerde bunların ortadan kalktığını ve birlikte olan uyumlu şeylerin ne kadar memnuniyet verici olay cinsel süreçtir olduğunu görüyoruz. Seks konusunda ki güzellikleri yaşarken bir de bunların daha verimli olan bir alanı olduğunu ve böylelikle mutluluk konusundaki bakış açılarının daha farklı Tuzla Escort kadınlarla yaşanabilecek olduğunu da fark ediyorsunuz. Bu şehrin güzel eğlence alanlarını ve daha güzel buluşma mekânlarına gidebiliriz ve böylelikle sizler kendi arabanızla gelerek beni alabilir ve gezerek daha güzel bir mutlu seans yaşayabiliriz. Böylelikle kafanıza koyduğunuz şeylerinde gerçek olduğunu ve buralardaki mutlulukların çok daha güzel olarak yaşanabilecek olan bir tarz olduğunu görürüz.

anneyle aşk

O sıralar 22 yaşındaydım. Yine Her sabahki gibi kahvaltı bile yapmadan kendimi sokağa atmıştım. Sahil yolu İşlerine giden insanlarla dolmaya başlamıştı. Yolunun sağındaki ağaçlı yola saptım. Her gün olduğu gibi bir simit aldım ve müdavimi olduğum çay bahçesine oturdum. Bahçenin sahibi Asım Amca artık benim kargalar uyanmadan buralara damlamama alışmıştı. Bana bir bardak çay getirirken selam verdi. -Günaydın Kemal. Erkencisin yine. -Ne yapalım. Dertler bitmiyor ki… -Ah evlat. Şu derdini de kimselere anlatmazsın…Bir anlatsan belki bir çaresi bulunur. -Asım Amcacığım. Beni biliyorsun. Anlatmam kimseye. Zaten benim derdimin de çaresi yoktur. Asım Amca aramızda hemen her gün geçen bu konuşmaya alışmış olmalı ki sadece başını salladı ve masaların tozunu almaya devam etti. Ah Asım Amca derdimin ne olduğunu bilseydi… Defalarca kendime lanetler savurmuştum böyle çirkin bir fiili istediğim için. Ama gönül ferman dinlemiyordu ki… Annemin adı Meral’di. Henüz sadece 34 yaşındaydı. Sarı saçlı masmavi gözleri olan bir kadındı. Göğüsleri iriceydi. Çıkık bir poposu vardı. Orta boyluydu. Babam, gözü dışarıda olan birisiydi. Annem bu yüzden onu eve bağlamak için hep seksi giyinir ve seksi davranırdı… Ancak annemin unuttuğu bir şey vardı. Evdeki tek erkek babam değildi. Onun bu seksi hareketleri beni de baştan çıkartıyordu. Hele o geceler. Her gece Babam defalarca düzerdi annemi. Annemin o inlemeleri odamı doldururdu. Hep kadınsı şeyler giyerdi annem. Dantelli iç çamaşırları,ponpon süsü olan giysiler…hele o topuklu terlikleri yok mu… ben zaten topuklu terlik veya ayakkabı giymiş bir kadın görünce kendinden geçecek hale gelen biriydim. Bir de onu en sevdiğim kadın giyince adeta o topuklar altında ölesim geliyordu. Ayaklarına kapanıp ağlamayı istedim kaç kez. Aşkımı itiraf etmeyi. Sadece bir kez birlikte olmak istediğimi söylemeyi… Akşama doğru eve gittim. Babam gelmişti. Annemle birlikte dışarı çıkmaya hazırlanıyorlardı. Ah annem! Nasıl da giyinmişti öyle…Mavi bir etek bluz. Minicik eteği düzgün bacaklarını örtmekten aciz… Sırtı tamamen açıkta. Dekolte ise ayrı bir alem. Elbisenin askıları göğüslerinin dış kenarlarından iniyor. Yani göğüslerinin iç kenarları gözler önünde. Dikkatli bakınca meme başları da görünüyor… Bir ah çektim içimden. Ah anne benim karım olacaktın ki sen. Seni her gece…Çıkarlarken Annem yine o her zamanki cilveli haliyle yanağıma bir öpücük kondurdu. “Sabaha kadar dans edeceğiz babanla” dedi. Sonra o çapkın gülümsemesiyle babama döndü ve “Aslında bir kaç saat dans ettikten sonra sabaha kadar başka bir şey yapsak daha iyi olacak galiba…” Mastürbasyona ihtiyacım vardı. Anlayamıyordum. Annem niçin hep böyle iç gıcıklayıcı konuşuyordu? Onlar çıkınca doğru yatak odalarına gittim. Annemin kirlenmiş çamaşırlarını koyduğu çekmeceyi açtım. O içimi gıcıklayan dantelli külotlarından biri oradaydı. Benim için çok kutsal olan o anda itina ile elime aldım o külotu…Yatağın kenarına oturdum. “Şanslı giysi” dedim. “Sen benim için bir mabetten farksız olan o kutsal organla daima berabersin…Senin yerinde olmayı isterdim…” Külotundan Annemin vücut kokusunu duyabiliyordum. Yatağa uzandım ve yastığını kokladım. Babam bu yatakta neler neler yapıyordu anneme…Bunu düşününce sinirlendim. Annem, babam şehvetini tatmin etsin de dışarı kaçmasın diye adeta zorla becertiyordu kendini. Onun annemi sevdiğinden şüpheliydim. Bir gün ne güzel bir söz söylemiş ne de bir armağan vermişti…Annemi seviyordum. Onunla sevişmek istiyordum. Bu benim için ne kadar kutsal bir şeyse babam için de o kadar sıradandı. O sadece tatminini düşünüyordu. Annemin külotundan derin bir nefes aldıktan sonra onunla erkekliğimi iyice sarmaladım ve o külotun annemin ıslak kadınlığı olduğunu düşünerek boşaldım. Boşalır boşalmaz yine onun hasreti çöktü üzerime…O başka bir adama aitti. “Ah keşke evlenebilme imkanım olsaydı seninle anne” diye geçirdim içimden. “Her günüm sana tapmakla geçerdi…” Külotu çekmeceye geri koydum. Odama gittim ve o yorgunlukla yine annemi dütünerek uyudum… Ertesi gün odamın kapısının çalınmasıyla uyandım. Annemdi “Kemal hayatım. Kahvaltı hazır” diye sesleniyordu. Biraz önce gördüğüm rüyanın etkisiyle adeta manyak gibiydim. Anneme sadece “tamam” diyebilmişim. Hemen her gece annemi rüyada düzüyordum ama hiç bu kadar gerçekçisini görmemiştim. O kadınlığına girişlerin tadı hala damağımdaydı…Annemi bekletmemek için hemen kalktım ve salona geçtim. Annem salondaki kanepeye oturmuş gelmemi bekliyordu. Sap sarı saçlarını at kuyruğu yapmıştı. Uzun bir atlet giymişti. Etek ya da pantolonu yoktu. Altında külotu da olmadığına yemin edebilirdim. Beni görünce “ah kalktın mı” diye sordu. “Günaydın canım” Günaydın anne… Karşılıklı masaya oturduk. Çayımı doldurmak için ayağa kalktı. Çayı doldururken öyle eğiliyordu ki tüm göğüsleri görünüyordu. elimi atletin içine sokup onları mıncıklamamak için kendimi zor tutuyordum. Yine sabah sabah aklımı almıştı işte… Güç bela kahvaltıyı bitirdim. Birer çay alıp tv izlemeye koyulduk. Ben onun karşısında oturuyordum. Bacaklarını üst üste atmıştı. Atleti çok uzun olmadığı için poposu rahatlıkla görünüyordu. Çıplak ayaklarında yine o ponponlu beyaz yüksek topuklu terlikleri vardı. “tanrıça” diye geçti içimden. “Mitolojiyi okuyup tanrıça aramak niye…Tanrıça şu an karşımda duruyor… annemin bu soylu hali adeta ruhuma işlemişti. Rüyam gözlerimin önüne geldi. Ona sahip olmak. Rüyada bile ona sahip olduğumda ne kadar da huzur duyuyordum. Evet başka bir yolu yoktu. Ben anneme sırıl sıklam aşık olmuştum. Onsuz yapamazdım. Ona söylemeliydim. Tüm cesaretimi topladım. Ve “Anne” diyebildim. “efendim canım” deyip, gözlerimin içine bakarak bana döndüğünde o gözleri adeta bitirdi beni…dilim dolandı. Ama kendimi hemen toparladım.”Canım annem” diye başladım söze…” Uzun zamandır seninle konuşmak istediğim şeyler var. Konuşması anlatması çok zor. Bana kızacağına eminim ancak ne pahasına olursa olsun söylemeliyim…Annem bana doğru dönerek gülümsedi.”hele bir anlat””dedi kızıp kızmayacağımı o zaman düşünürüz…” Ayağa kalktım odada bir yandan dolaşıyor bir yandan da konuşuyordum. “Anneciğim” dedim lütfen sözümü kesmeden sonuna kadar dinle ve ne olacaksa olsun artık… Çok güzel bir kadınsın. Bir de buna Babamı eve bağlamak için giydiğin o kıyafetler, hal-tavırların,konuşmaların eklenince dayanılmaz bir varlık oluyorsun. Eve çağırdığım arkadaşlarım,babamın arkadaşları, esnaf yani çevremizdeki herkes senin güzelliğinin etkisi altında. Evet itiraf ediyorum ki Uzun bir süredir bende senin bu güzelliğinin etkisi altındayım. elbette ki o babam için yaptığın şeyler bir kadının kocasına yapabileceği normal şeyler. Ama anne beni unutuyorsun. Babamı baştan çıkartmak için tüm dişiliğini sergiliyorsun. Ama ben de taş değilim ki…etkileniyorum ben de…Önceleri senden bu etkilenmelerim bir oyun gibiydi. Ama sonra büyüdü büyüdü…” bu sözleri söylerken hep arkam ona dönüktü. Bundan sonra ona döndüm. Başını öne eğmişti. Devam ettim. “Anneciğim. Canım anneciğim…Dünyada annesini benim kadar seven bir ikinci şahıs bulamazsın…anneciğim. Ben sana aşık oldum…” Annem başını kaldırmadan sordu. “Bana bunları niye anlatıyorsun?” –Anneciğim. Aşk dokunmaktır. Ben artık aklımı yitirmek üzereyim. Her gün seni dütünerek tatmin oluyorum. Ama dütünmek yetmiyor. Ellerini tutmak gözlerine bakmak, seni öpmek ve…”Cümlemi annem tamamladı.“ve düzmek istiyorsun değil mi?”… -Eve anne. Ama inan ki bu benim için kutsal bir olgu. Çünkü seni seviyorum…Annem başını kaldırmadan konuşmaya başladı.–“Evet” dedi “güzel olduğumu ve hatta seni etkilediğimi biliyordum. Bir kadının hayattan tek beklentisi nedir bilir misin? Kendisini sevecek bir erkek! Benim de itiraf etmem gerekli ki babandan bu sevgiyi hiç bir zaman görmedim. Babanla evlendiğimde henüz 14 yaşındaydım. Ama bu yıllar hep kendime uygun bir erkek aramakla geçti. Haberin yoktu ama babanı defalarca aldattım. Birlikte olduğum erkeklerin sayısını bilmiyorum. Sürekli beni sevecek birini aradım. Ve aradığını nihayet iki sene önce buldum.Evet iki yıl önceydi. Sürekli iç çamaşırlarımı ıslanmış olarak buluyor bir anlam veremiyordum. Bir gün yine hiç tanımadığın bir gurup erkekle seviştikten sonra eve gelmiştim. Sen benim yatak odamdaydın. Geldiğimi duymamıştın. Yatağa uzanmıştın. Tam içeri girecekken senin pantolonunu sıyırmış olduğunu ve mastürbasyon yaptığını farkettim. Elindeki benim külotumdu. Artık niye sürekli çamaşırlarımın ıslandığı anlaşılmıştı. Önce niye odamda olduğunu ve niye külotumu kullandığını anlamamıştım. Bir şeyler fısıldıyordun dikkatli dinleyince “anne” ve “Meralim” dediğini farkettim. Kelimenin tam manasıyla şok olmuştum. Öz oğlum beni düşünerek mastürbasyon yapıyordu. Biraz sonra boşaldın ben de daha yeni geliyor gibi sokak kapısına gittim ve seslenerek içeri girdim. Senin toparlanmaya vaktin olmuştu. Benim hiç bir şey anlamadığımı düşündün. Bu sana olan ilgimi uyandırdı. Ama asıl ateş bu hadiseden 2 hafta sonra tutuştu. Baba evde yoktu. Sen hastaydın Yüksek ateşle yatıyordun ve sayıklıyordun. Neler söylüyordun biliyor musun? Bir kadına söylenebilecek en güzel sözleri…” Annem annem! Seni seviyorum. Hayır. Tapıyorum sana!. Ah annem! Çıldırtıyorsun beni. Ah sarıl bana. Kadınım ol. Bir ömür tanrıçam ol benim!” O zaman beni sevecek erkeğin kim olduğunu anlamıştım. Benim oğlumdun. Bana olan aşkın o kadar kuvvetliydi ki, bu gerçeği unutup evinin kadını olmaya razıydım. Evet o kıyafetlerimle erkeğimi etkilemek istiyordum. Ama erkeğim baban değildi. Etkilemek istediğim sendin canım!…”Kollarını bana doğru açtı “Gel” dedi “gel sarıl bana” Ona sıkıca sarıldım kulağıma fısıldadı.”ben de seni seviyorum. Şimdi öp beni. Bir an önce kadının olmak istiyorum…”Kulaklarıma inanamıyordum. Annem devam etti “seninim canım” dedi. “Sen denmedin mi Aşk dokunmaktır diye…hadi dokun bana. Hayal ettiğin her şeyi yap bana” Dudaklarını adeta kopartırcasına öpüyordum. “Ah anneciğim! Sen dünyanın en iyi annesisin!” dedim ona. “Annelikten başka marifetlerim de vardır.” Diye yanıtladı. ” Onu kucağıma aldım ve yatak odasına götürdüm. Özenle yatağa bıraktım. Sonra biraz uzaklaştım ondan ve tepeden tırnağa şöyle bir süzdüm.- İnanamıyorum. Yani şimdi bu eşsiz güzellikteki bedenin emrime amade öyle mi?- Sadece bedenim değil. Ruhum da senin…Hayatım. Ne istiyorsan hazırım. Anal seks mi. Evet. Oral seks mi evet. En çılgın fantezilere de evet. Ne istersen…Dört gün baban eve gelmeyecek… Ben de bu dört gün boyunca aralıksız seninle sevişmek istiyorum..
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

fakültede aşk başkadir

click here readme out site buy it Selam ben 21 yaşında üniversite öğrencisiyim ve izmirliyim. Daha önce izmir dışında bir üniversitede okuyordum ama daha sonra yatay geçiş yaparak izmire geldim. bu olay 3 ay önce başıma geldi ve hayatımın en güzel anıydı diyebilirim. sınıfta yeni olmam sebebiyle ilgi üzerimdeydi. özellikle kızlar benimle tanışmak için yanıma sokuluyorlardı. bunların içerisinde biri vardı ki offf. Manyak birşey diyebilirim. ismi sinem di ve muhteşem bir fiziği vardı. zaten sınıfa girer girmez onunla göz göze gelmiştim ve onunla tanışmak için kafamda planlar kuruyordum. herneyse biz sinemle tanıştık ve 1 ay sonra filan çıkmaya başladık. gerçekten düzeyli bir ilişkimiz vardı. ta ki o geceye kadar. o gece tüm arkadaşlar bir bara gittik ve bişeyler içtik. muhabbet çok güzeldi ama sinemin bana daha önce biriyle yattın mı demesiyle ortam da bir gerginlik oldu ve bende ewet yattım ama seni daha tanımıyordum dedim . ilk önce anlayışla karşılar gibi davrandı ama sonra sorduğu sorulardan ve hareketlerinden bir terslik olduğunu anladım. bu konuşmadan yarım saat sonra sinem biraz temiz hava almaya ihtiyacım var beni dışarı çıkar dedi bende onu dişarı çıkardım. arabamla biraz dolaştık tenha bir yerde arabayı sağa çekmemi söyledi bende dediğini yaptım. ve sonra bana onunla neler yaptın dedi. bende aklına gelen herşeyi yaptım ama sadece kızlığını bozmadım dedim. tabi bu yalandı.onun hareketlerinde ki farklılığı farkettiğim için ona bunu açık açık anlatıyordum çünkü olay çok güzel bir yere doğru gidiyordu bende ona gaz vermek için güzel şeyler yaşadık ama bitti dedim. bir an sustu ve bakalım hangimiz seni daha çok eğlendiricez dedi. ben daha anlamadan benim dudaklarıma yapıştı. ben de karşılık verdim. arabanın içinde deliler gibi öpüşüyorduk. ben bir yandan öperken bir yandan da göğüslerini okşuyordum. o da benim dalgayı okşuyordu. ben artık dayanamıyorum dedim o da bende dedi ve artık olay farklı bir boyut kazanmaya başladı. son durak bekaret gibi görünüyordu. ben hemen koltukları geriyye doğru yatırdım ve rahat hareket edebilmemiz için alan hazırladım.onun ilk deneyimi olduğu belliydi. onu koltuğa yatırdım ve dudaklarından başlayarak aşağılara kadar indim. en sonunda o muhteşem noktaya vardım. kilodunu çıkarıp yalamaya başladım. mis gibi kokuyordu amı. bu inanılmaz bir zevkti oda aynı şekilde zevkten çıldırıyordu. yarım saate yakın onu yaladım ve en sonunda boşaldı. hemde ne boşalma. ben bir ara tüm içi dışına çıkıyor sandım. biraz daha öpüştükten sonra rolleri değiştik bu sefer ben yattım ve o beni yalamaya başladı. amatör oluşu bana ayrı bir zevk veriyordu. benim aleti ilk önce dondurma yalar gibi yaladı daha sonra onu bir hamlede ağzına aldı o an tamam bu iş bu kadar dedim içimden. bir süre sonra bende boşaldım. onu ürkütmemek için ağzına değil de yere boşaldım. o tekrardan benimle oynayarak kaldırdı aletimi. bundan sonrası için ben yavaş davranıyorum çünkü bekaretini bana vereceğini tahmin etmiyordum. e tek seçenek kalıyordu o da götten kaymak ama buna razı olucağı muallakta idi. o yüzden ben ne yapacağımı düşünürken o bana “peki o kız sana bu zevki de yaşattı mı?” dedi ben şaşkınlıkla ne zevki dedim. ve beni üzerime çıkıp amının benim aletime dayadı ve yavaş yavaş oturmaya başladı. ben hafif hareketlerle onun içine girerken muhteşem zevk alıyordum o ise biraz acı çekiyordu. çünkü bekaretini kaybediyordu. içine tamamen yerleştiğimde tek söyleyebildiğim harikasın kelimesi idi. o şekilde bir kaç saniye kaldık ondan sonra yavaş yavaş oturup kalkmaya başladı. ben resmen uçuyordum ve çok şaşkındım onun bana böyle birşey yapacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. o da yavaş yavaş alışmış ve zevk çığlıkları atmaya başlamıştı. o şekilde biraz git gel yaptıktan sonra ben üzerine çıktım ve onu altıma aldım. bu şekilde git gel yapmaya başladım. ikimizde zevk çığlıkları atıyorduk. birbirimizi okşuyor öpüyor ve aşk sözcükleri söylüyorduk. artık sinem dizginleri kaçırmıştı ve daha hızlı demeye başladı. ben se artık dayanamıyordum ve içine patladım. bu sırada o da boşaldı.ikimizde inanılmaz zevk almıştık ama bu kadar çabuk bitmesini ikimizde istemiyorduk. o gece farklı pozisyonlarda ilişkiye girdik. ve ayrıca onu götten de siktim biraz bağırdı ama daha sonra alıştı. biz sabaha kadar dolu dizgin seviştik. gün ağardığında artık hareket edecek halimiz kalmamıştı. ve dudağıma bir öpücük kondurup ” o kız sana böylesine bir zevk vermiş miydi?” dedi. bende onu öpüp hayır bu kadarını hiç kimse vermedi ve veremez de dedim. tabi bu biraz da yağ çekmek içindi. daha sonralar da biz inanılmaz güzel fantaziler yaşadık. ama artık bu zevkler mazide kaldı çünkü o benimle bir sonunun olmadığını anlayınca başkasıyla evlendi. bu aralar yeni heyecanlar arıyorum. ama bulmak o kadar kolay değil…. eğer bu tarz bir zevk isterseniz ben hazırım…. [email protected] (onur)
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

bodrumda ask baskadir

Merhaba arkadaslarr size basımdan gecen tamamen gercek bir anımı anlatacağım bu oly basımdan gecen sene gecti bodrum ben istanbulluyum bodrumda annanemler var onaların yanına tatile gitmiştim bu arada ben 26 yasında 90 kilo 1. 70 boyunda esmer bir erkegim bodrum    torbaya denize gitmiştim yarım saat sonra falan yanıma bir aile geldi 3 bayan 4 cocuk 2de erkek vardı oturdular kilimlerini serdiler erkekler ızgaralarını yakmaya basladı vs vs aradan 1 saat falan gecmişti gurubun icinde bir hatun vardı 65 kilo falan    sarısın tam balık etli gögüslerinin uclarıı mayosunu yırtacak gibi duruyor amı şişmis gel beni sik diye davet ediyorr gözümü hatundan    alamıyordum ve sürekli göz göze geliyorduk ben ona baktıgım zaman bacaklarını acıyor sanki seni burda içimde hissetmek istiyorum der gibilerinden    sonra denize girdi basladı yüzmeye bende atladım aramızda fazla mesafe yoktu ben birazdan sıkıstım diye ayrılacagım caktırmadan gel dedi sasırdım kenara cıktık on dakka sonra bu ayaklandıı bende pesinden takip ettim calıların arasına girdii baya yürüdüü belinden havluyu aldı yere    serdii ve uzandıı sakın bana adımı sormaa sadece bir zevk yasacagız bitecek eger kabul ediyorsan gel dedii ve biraz cabuk olalım dedii bakkla gidiyorumm dedim yarım saattimiz varr acele et dedi senden hoslandım dedi bende hiç bişey sölemeden hemen mayosunu    cıkardımm ve göğüslerini yalamaya arada diş darbeleri atmayaa başladımm hafiften inlemeye başlamıstı zamanımız kısıtlı oldugu için fazla bekleyemezdim hemen amına kafamı dayadım ve emmeye yalamaya basladımm dilimi amının içine sokuyorum arada am dudaklarını emiyordum yeter artık gel artık içime canavarını yerleştir dedi bende onu kırmadım ve canavarı amına dayadım ve bir anda kökledim tiz bir cıglık attı dudaklarını ısırmaya basladıı cok güzel erkegim devam ettt kökle onu dibime kadar kökle demeye basladıı bende içinde deli gibi gidip gelmeye basladımm on    bes dakka kadar içinde gidip geldim ben ben geliyorum genee dedii bende dedimm içime boşall hepsinii içimde hissetmek istiyorumm dıvılarını .    dedi bende onu kırmayıp içine boşaldımm bütün sıvılarımıı deli gibi yaklaşık 5 dakka öpüştükk tesekkür ederim gizli erkegim harikaydın adım meral dedi ama bir daha görüşemeyiz aşşağıdaki kocam 1 aydır elini sürmüyor bana hayatımda böyle sevişmedim ben dedi tesekkür dedi bende bişey degil meral dedim son kez daha öpüştük ve .    ayrıldık gercekten cok muhtesem bir kadındı o anı unutamıyorum. Gönderen:    anelka34

bir aşk hikayesi ( çok özel )

Selam ben Sedat 35 yaşında Sakarya’da yaşayan Sağlık Sektöründe çalışan neşeli ve esprili biriyimdir. İşimden dolayı nete sık girerim bundan 2.5 sene önce nette okey oynarken (isimler gerçek değildir) adı Hande olan bir bayanla tanıştım. Her zaman Okey oynayacak vaktim olmadığını arada sohbet etmek yada tekrar okey oynamak istersen msn ekleyelim oradan haberleşiriz dediğimde ilk başta tereddüt etse de msn adresimi ekledi. Kapalı ve tesettürlü bir bayandı. Başta ona karşı pek fazla bir ilgim yoktu. Çünkü evli ve türbanlı oluşundan dolayı zaman harcamaya değmez diye düşünmüştüm. Ama nedense günler haftalar hatta aylar ilerledikçe biz aslında birbirimiz için yaratılmış olduğumuza inanmaya başladık. Artık aramızdaki arkadaşlık aşka dönüşmüştü. Bu zaman içerisinde ben onun eşini de tanımıştım eşi ile de arkadaş olmuştuk. Bilmiyordu ama ben içten içe karısını fazlasıyla arzulamaya başlamıştım. Eşi işe gittiği saatlerde sürekli msn de ve telefonda konuşurduk öyle ki artık her şeyi yasaksız konuşabiliyorduk. Hatta artık cinsel arzularımıza engel olamıyoruz birbirimizi azdırır bazen hikaye sitelerine girer oradaki hikayeleri birbirimize telefonda okurduk yazıldığı şekliyle. Artık Hande Erol’un gerçekte karısı benimde sanal da karımdı. Zaman içerisinde ben onların evine gitmeye de başladım tabi kocası evde iken. Hande en çok defalarca uzun süreli sikilememekten şikayet ederdi , kocası her seferinde onu yarım bırakırmış. Msn de cam açıkken bazen sanal seks yapardık, hep performansıma ve sikime hayran kalırdı. Çünkü kocasının aksine ben daha geç boşalırdım ve bazen camda onunla 5/6 sefer birlikte olduğum olurdu. Bir gün yine onlara misafirliğe gitmiştim Erol’un Böbreklerinde taş vardı, Sağlıkçı olduğum için ben daha öncesinden Erol’un tedavisinde de yardımcı olmuştum. Bir ara sohbet yine bu Böbreklerdeki taştan açıldı, bu sohbeti bilerek açmıştım ve aslında Handenin de bu konuyu açacağımdan haberi vardı. Şansımızı denemek istiyorduk Erol’a bira içirecektik. Böbrek taşını düşürdüğünü iyi geldiğini filan söyleyip niyetimiz onu sarhoş etmekti. Hande bana bir kez Erol’un bu yüzden bira içtiğini ama bir şişe birada sarhoş olduğundan bahsetmişti. Erol dedim sen hep bu sancıyı çekecek misin böyle gel çıkalım alalım 5/6 kutu bira bir alıştır kendini içmeye, bak bende sana eşlik ederim değişiklik olur ne dersin dedim. Hande de mutfaktan söze girdi Sedat boşver şimdi o zaten içmesini bile beceremiyor bir tane içtimi sarhoş olur filan:) Ahhh işte erkek milleti değimli erkekliğe bok sürdürmez hadi dedi alıp gelelim. Hayatımda duyduğum en heyecan verici söz bu olmuştur beklide. Çünkü biz Hande ile bir gün iki gün görüşüp sonrasında seks yapan kişiler değildik beklide 11 ay olmuştu biz tanışalı ve en az 7 aydır da birbirimizi arzuluyorduk. Neyse çok geçmeden nevalemizi aldık Hande de güzel bir şekilde donatmıştı masayı. Başta Hande’nin içmesine müsaade etmeyeceğini bildiğimden Handeye kola alıp gelmiştik. Çerezlerimizde hazırdı içmeye başladık hande tam karşımda oturuyordu Erol da sağ tarafımda bazen Hande ile göz göze gelmemeye çalışıyorduk nede olsa az sonra Erol istediğimiz kıvama gelecekti. Ama ayaklarımız rahat durmuyordu ki masanın altında. Bu arada Erol içtikçe o sıkıcı olan muhabbeti de sarmaya başlamıştı bile artık masada daha neşeli ve bol kahkahalı bir ortam vardı. Masadaki muhabbet alkol’ünde etkisiyle daha da bir güzelleşmeye ve cesaret isteyen konulara doğru uzanmaya başlamıştı. ‘‘Hande kız sana da koyayım sende yudumla’’ dediğimde Erol bastı kahkahayı ona bir tek ben koyarım demişti. Hande az değildi hemen yapıştırdı cevabı ‘‘sanki çok koyuyorsun da’’ bir anda Erol duruldu sandım ortam gerilecek Sedat’a dua et bu kafayla iyi koyardım sana demez mi. İsterseniz ben görmezden gelirim dedim, Hande sesleri duyarsın dedi, her şey yolunda gidiyordu. Erol ikinci birayı bile yarılamıştı etrafa bakışları bile değişmiş sohbetin de etkisi ile sanki bana fantezi yaşatın der gibiydi. Hande oturduğu yerden kalktı ve Erol’un boynuna sarıldı kocammm benim diyerek kocasının göğüslerini okşamaya başladı. Bende Erol’a fark ettirmeden Hande nin kalçalarını okşuyordum, ama bir şeyi hissettim Erol benim yaptıklarımı görüyordu. Bazen öyle kaptırıyordum ki kendimi üzerimde bir çift gözün beni izlediğinin çok sonra farkına vardım. Tüm bunlara Erol tepkisiz kalmış üstelik Handeyi dudaklarından öpmeye göğüslerini okşamaya başlamıştı, işte o zaman anladım ki biz amacımıza ulaşıyoruz Erol’da kendince renk katacaktı hayatına. Hande ile olan ilişkimiz başladığından beri diğer kadınları unutmuştum beraber olduğum bir kadın bile yoktu. İsterseniz ben diğer odaya geçeyim dediğimde Erol bana en son ne zaman bir kadınla beraber olduğumu sordu. Bende yaklaşık 8/9 aydır herhangi bir kadınla olmadığımı söyleyince oooffff dedi şimdi sen dişi sinek görsen sikersin demez mi karısının yanında. Elimi tuttu birden ve Hande’nin o yuvarlak kalçalarına götürdü elimi, eminim benden daha çok sana heyecan veriyordur şimdi bu kalçalar dediğinde işte o zaman film koptu. Hande’nin şimdi vücudunda dolaşan iki ayrı adamın elleri vardı. Erol alıp onu öpmeye okşamaya başladı Hande’de karşılık veriyordu ama utangaç bir tavrı vardı. Erol kolumdan tutup hadi sende katıl dedi beni çekti bende yere inmiştim ellerimle eşinin bacaklarından başladım okşamaya eşi sırt üstü yere yatmış Erol eşinin baş ucunda diz üstü çökmüş sikini eşinin ağzına vermiş yalatıyordu ben ayak ucundan dilimle yalayarak yukarı doğru çıkmaya başladım bacak arasına girip elimle amını iki yana ayırıp dilimle içinde geziniyordum Hande çıldıracak gibi çığlıklar atıyordu, Erol birden kalkarak ben tuvalete gidiyorum dedi ikimiz kaldık ben bacak arasından çıkıp göğüslerine doğru yalayarak geldim sonra dudak dudağa öpüşmeye başladık çok ateşli ve hırslı sevişiyordu boynunu kulak memelerini yalıyordum hadi gir içime dedi bacak arasına girip sikimi amının azgına biraz sürttükten sonra yavaşça içine doğru sokmaya başladım ve hızlanmaya başladım saçlarımdan okşuyor tırnakları ile sırtımı tırmalıyordu sarsılarak geldi sonra dizlerinin üzerinde domalttım kalçalarından tutup alttan tekrar amına girdim ve hızlı hızlı girip çıkıyordum bu arada Erol odaya geldi koltuğa oturdu eliyle sikini okşuyor bir yandan da bizi seyrediyor ve birasını yudumluyordu. Daha sonra yere yattım Hande yanımda diz çöküp vücudumu yalamaya başladı eliyle sikimi tutup üzerime oturdu ve oturup kalkmaya başladı belinden tutup içinden çıkmadan kalkıp onu masanın üzerine yatırdım ben ayakta o kalçası masanın kenarında girip çıkmaya devam ettim elleriyle masanın kenarlarından tutup başını sağa sola cevirip offff harikaaa mükemmel diye bağırıyordu sonra ikimizde çok şiddetli bir şekilde iniltiler içinde boşaldık. Erol da bizimle aynı anda boşaldı ve harikaydınız dedi izlemek gerçekten çok harika bir şeymiş dedi. Hande ile beraber boşalmıştık ama sevişmemiz devam ediyordu ona doyum olmazdı çok harika bir fiziği bembeyaz teni ve daracık amcığı vardı, sanki kalbi yer değişmiş bacak arasında atıyordu. Heyecan boşalmamıza rağmen tavan yapmış adrenalin seviyemiz uç noktalara kadar çıkmıştı. Ben boşalma sonrasında bile bu kadar hararetli sevişmeye hiç şahit olmamıştım bir başka kadında. Artık dudaklarım kurumuştu öpüşmek ve yalamaktan hararet öylesine artmıştıki bira ve sigara molası verdik ama Hande Erol’un yanında değil kanepe de benim kucağımdaydı hala sevişiyorduk. Bir ara Hande yatak odasına gitti, geldiğinde içeri giren sanki kadın değil sanki Afrika savanalarında bir ceylandı. Gördüğüm anda sikim bir aslan yelesi gibi kabarmış şaha kalkmıştı çünkü benim için aldığı kırmızı iç çamaşırlarını ilk kez giymişti. Aç aslanların avını arzulaması gibi onu arzuluyordum. Bir kadın bu kadarmı çok arzulanır bu kadarmı istenirdi Erol bile bu duruma şaşırmış içten içe beklide pişmanlık hissine kapılmaya başlamıştıki duşa gireceğini söyleyip bizi yalnız bıraktı. Fırsat bu fırsattı ben aşkımla özgürce sevişecektim üzerimizde takip eden gözler yoktu artık. Ayağa kalktım ve hep yapmak istediğim şeyi yaptım bilgisayardan ünlü TITANIC filminin müziğini açtım ve usulca aşk tanrıçama sokuldum onunla dans etmiyor adeta uçuyorduk. İncecik beli kıvrımlı hatları beni öylesine tahrik ediyordu ki ellerim tüm vücudunu bir ressamın resim yaparken fırçasıyla Tuval’i okşaması gibi okşuyordu. Onun vücudunda ellenmedik nokta öpülmedik yer bırakmamıştım dudaklarım öylesine tahrik ediciydi ki onun beni öpüşlerinden belli oluyordu tahrik oluşu. Yavaşça aşağıya inmeye başladım kırmızı tül kilodunun içinde amı o kadar nefis o kadar tahrik edici ve güzel kokuyordu ki dişlerimle kilodunun dışından ısırmaya emmeye başlamıştım. Kanepeye yatırdım ve bacak arasında amını sulandırmaya onu zevkten kasmaya devam ediyordum artık çok rahattı hadi Sedat’ım hadi erkeğim seninim artık sik ne olur diye yalvarıyordu. Ayağa kalktım ellerimi onun kalçalarının altından tutup havaya kaldırdım Hande sadece omuzlarının üzerinde kanepedeydi bacaklarını belime dolamıştı sikimi öyle bir sokmuştum ki amına zevkten attığı çığlığı beklide banyodaki Erol bile duymuştur. Hadi Sedat’ım hadi aşkım sik beni aşkım diyordu inleyerek sikimin amına giriş çıkışını izliyordum sikerken amının dudaklarının açılıp kapanışı her sokuşumda beni ayrıca tahrik ediyordu. O halde kaldırıp onu kucağıma aldım uzunca bir müddet öpüştük kımıldamadan dudaklarımız alev gibi yanıyordu. Sonra masaya domaldı arkasından amına girdim benimde en sevdiğim pozisyonlardan biriydi ve deli gibi sikişiyorduk artık öylesine hızlanmıştım ki yine beraber boşalacaktık çünkü hande de kendinden geçmişti inliyormu konuşuyormu belli değildi ve sanki bir volkan patlıyordu o sıcacık amın içinde. Son damlasına kadar boşalmıştım uzun bir süre çıkarmaya da niyetim yoktu içinden Erol duştan çıkmasaydı. Toparlandık Hande içeri gitti bende boxer ımı giydim koltuğa oturdum sigara yaktım Hande de biraz sonra geldi yanımıza Erol’un yanına oturdu oda sigara yaktı. Biraz eskilerden sohbet ettik ilk tanıştığımız günlerden derken Erol yeterince tatmin oldunuz mu dedi ama sesinde ciddi bir ton vardı. Hande ile göz göze geldik bu soruya ne cevap verelim diye düşünürken Erol devam etti, aslında sizin geçen gün netteki konuşmalarınızı Hande silmeyi unutmuş bende okudum bu senaryodan haberimde vardı. Ama şunu tahmin edemedim bu kadar ateşli ve arzulu sevişeceğinizi, bu bir daha olmayacak buna müsaade ettim çünkü ben karıma bugüne kadar bugünkü yaşadıklarını yıllarca yaşatamadım. Şimdi banyoya girin ne yapıyorsanız son kez orda da yapın ve bir daha böyle bir olasılığı asla umut etmeyin. Sesindeki ton ve anlatımı o kadar netti ki diyecek kelime bulamazken Hande’nin ağzından teşekkür ederim kelimesi çıkıverdi. Beraber banyoya gittik sanki liseli aşıklar gibi el ele tutuşarak kapıyı arkamızdan kilitleme gereği bile duymadık çünkü banyo bizim en büyük fantazimizdi. Ben suyu ayarlarken Hande üzerindekileri çıkardı duşun altında önümde diz çöküp sikimi yalamaya başladı yukardan sular akarken bende hem onu hemde beni sabunla köpürttüm daha sonra onu ayakta domalttım elleriyle musluklardan tutup kalçalarını bana döndü ve arkasından girdim girip çıktıkca muslukları kıracak gibi tutuyordu. Kayganlaşan vücutlarımız öylesine ahenkle birbirine kenetlenmişti ki duştan akan sular onun kalçalarıyla benim sikim arasında şapırtılar oluşturuyordu. Onu domaltıp bacak arasına eğildim yukarıdan akan su ile beraber amını yalıyordum sonra Hande benim sikimi yalamaya emmeye başladı öyle tahrik olmuştum ki hemen onu tekrar domalttım zevkin doruklarındaydım ve bu sefer hızla amına girdim daha sert sikiyordum onu göğüslerini mıncıklıyordum. Artık bir daha benim olmayacaktı bunu bildiğimden onu hiç unutamayacağı bir şekilde hayvani bir hırsla sikmeye başladım. Boşalırken artık bende bağırıyordum ona handemmm diyordum ve bu ondan çok hoşlanırdı. Sonra yıkanıp temizlendik ilk o çıktı banyodan bende çıkıp kurulandıktan sonra üzerimi giyinip içeri yanlarına gittim. Artık rüya bitmişti oda’ya yaşanmış çok büyük bir sikişin kokusu sinmiş, sanki her yer hala am kokuyordu ama bu kokuya karışmış bir koku daha vardı ortalıkta, oda belliki Erol’dan yayılan ne yaptım ben dercesine pişmanlığı andıran bir koku. Sonrasında geçen dakikalar pek konuşulmamış dakikalardı o an o evden gitmekle kalmak arasında ki zorluk sanki insanın beynini kemiriyordu. Belli olan bir şey vardı ki o evden gitmesi gereken bendim yolum uzundu en az 2.5 saat sürecek bir yola gidecektim ve düşüncelerimle yola çıkacaktım aklım hala şu anda olduğu gibi hep o evde yaşanan o güzel hatıralarla dolu olacaktı yolculuk boyunca. Ben burada uydurma bir hikaye yazmadım yok efendim otobüste oldu yok kumsalda oldu yok komşunun karısı filan. Çok özel bir Hikayemi sizlerle paylaştım umarım okurken beğenmişsinizdir bu yaşanmış bir aşk hikayesidir. Saygı ve sevgiyle kalın hoşçakalın.

Beylikduzu escort
Beyoğlu escort
Büyükçekmece escort